İnsanoğlunun yaptığı en eski spor dallarından biri.
Fiziksel güç, dayanıklılık, çeviklik, hız gibi nitelikler gerektiren; koşu,
yürüyüş, atma ve atlamalardan oluşan çalışmalar, etkinlikler, oyun ve
yarışmaları ifade eder. Antropologlar, sosyologlar ve spor araştırmacılarının
belirlediklerine göre, insanoğlu çok eski çağlarda yaşama mücadelesi verirken
atletizme başladı, Vahşi hayvanların saldırısından kaçmak ya da karnını doyurmak
üzere avlayacağı hayvanları kovalamak için koşmayı öğrendi. Kendisini korumak
için önce taş, daha sonra mızrak atma tekniklerini geliştirdi. Antik çağda
düzenlenen olimpiyat oyunlarının ana yarışma dalını da atletizm oluşturdu.
Bilinen ilk olimpiyat şampiyonu M.Ö. 776'da yapılan ilk olimpiyatın 200 metre
birincisi Elisle Corebus oldu. Buna paralel olarak KIR KOŞULARI, YOL KOŞULARI,
PİST KOŞULARI dır..
On birer kişilik iki takım arasında oynanan, küre
biçiminde özel bir topun eller kullanılmadan ayak, kafa ve vücudun öteki
kısımlarıyla vurularak rakip kaleye sokulmasına dayalı bir spor dalı.
Futbol çağımızın en çok sevilen sporu olarak kabul edilir. Futbolun geçmişi M.Ö.
3000 yıllarına kadar dayanır. Çin'de imparator Huang Ti döneminde (M.Ö. 2697),
askerlerin savaşa hazırlık amacıyla Tsu-Cuhu adıyla bir tur futbol oynadıkları,
yazılı belgelerden anlaşılır. Bu topun deriden yapılmış, yuvarlak topun, iki
kazık arasından geçirilmesine dayanıyordu. Bugünkü modern futbolun kaynağı
İngiltere oldu. İngilizler 12.yy'dan itibaren futbol oynamaya başladılar. II
Edward tarafından 1314 yılında yasaklandı. 17.yy'a kadar futbol hep gizli
oynandı. Futbolculara da halk tarafından hep kötü gözle bakıldı. Kral II.Charles
döneminde serbestçe oynanmaya başlamış. 1863 yılında futbol kuralları üzerinde
kesin anlaşmaya varıp İngiltere Futbol Federasyonunu kurdular. Bu tarihten sonra
da Avrupa ülkelerine ve bütün dünyaya yayıldı. Modern futbol 19.yüzyılın
sonlarında Türk toplumunda oynanmaya başladı. Şu an oldukça ilgi duyulan futbol,
hemen hemen tüm spor dallarından önce gelir. Türkiye milli maçlarında vermiş
olduğu karşılaşmalarda, bir çok başarıya imza atmış bulunmaktadır.
Topu yerden 3.05 metre yükseklikteki bir çemberden
geçirmeye çalışan beşer kişilik takımların elle oynadıkları oyun.
Basketbol, aslen Kanadalı olan ve 39 yılını Amerika'da spor öğretmenliği yaparak
geçiren Dr. James Naismith tarafından bulundu.
İlk basketbol maçı 20 Ocak 1892 günü Springfield YMCA dershanesinde spor
salonunda oynandı. Naismith oyunun esaslarını 13 ana maddede topladı. Ülke
içindeki işbirliği ile bu oyun iki yıl içinde tüm Amerika'ya yayıldı. Amerikanlı
askerler birinci dünya savaşın sırasında basketbol un Avrupa'ya yayılmasında
büyük rol oynadılar.
İnsanoğlunun ilk çağlardan bu yana doğaya uyum sağlayabilmek
için ihtiyaç duyduğu aktivitelere dayalı spor dalı. Önce hayvanların
hareketlerini izleyen, sonra da suyun içinde kol ve bacaklarını içgüdüsel bir
biçimde kımıldatan insan, kısa sürede yüzmeyi öğrendi.
Ancak bu aktivitenin organize bir yarış biçimi haline gelmesi 19. yy'a rastlar
Bununla birlikte bazı tarih kitaplarının Japonya'da yüzme yarışlarının çok daha
eskilere dayandığını, 1603'te Japonların ilk ulusal yarışmayı düzenlediklerinden
söz eder.
Yüzme sporuna Avrupa kıtasında öncülük eden İngiliz'lerdir.
Bowling basit anlamda dizilmiş 10 adet kuka'yı (pin, lobut) bir topla devirmeye
çalışmak olarak görülse de bugün 90 dan fazla ülkede 100 milyondan fazla oyuncu
ile hem keyifle oynanabilen, hem de yarışma sporu olarak son derece ciddi bir
çalışma gerektiren bir strateji ve koordinasyon sporudur.
Atletizm ve gösteri niteliklerini taşıyan, vücudun
esnekliğine, çevikliğine dayalı çeşitli ritmik-artistik hareketlerden oluşan,
bayanlar ve erkeklerin yaptığı aletli-aletsiz spor dalı. Cimnastik sporunun
kökleri tarih öncesi eski çağlara kadar uzanır.
Sosyologlar, insanoğlunun maymunlardaki çevikliğe özenerek ilk cimnastik
hareketlerini taklit yoluyla gerçekleştirdiğini belirtirler. Cimnastik, Cin,
Pers, Hindistan, Yunan ve Roma uygarlıklarında da önemli yer tutar. Bugünkü
modern cimnastiğin temelleri 18.yy'da Almanya'da atıldı. Modern cimnastik,
Atina'da düzenlenen 1896 olimpiyatlarından itibaren olimpiyat programlarına
alındı.
Kılıçla dövüşme sanatının çeşitli kategorilere
ayrılarak ve teknolojik gelişmelerden yararlanarak uygulanmasına dayalı bayan ve
erkek sporu. 1896'dan bu yana olimpiyat programlarında yer alan eskrimde
İtalyan, Fransız ve Macar sporcular önemli başarılar elde ettiler.
1928'den 1960'a kadar olimpiyat şampiyonluğunu kimseye kaptırmayan tek ülke
Macar'lardır.
At terbiyesi, engel atlama, kros gibi ana
bölümlerden oluşan bayan ve erkek sporcuların bir arada yarıştığı olimpik atlı
spor dalı.
Binicilik sporunun tarihi, İnsanın atı ehlileştirerek binmeye başladığı ilk
çağlara dayanır. 4 bin yıllık geçmişiyle en eski spor dallarından biri olarak
kabul edilir. M.Ö. 688'de Yunanlılar Iskitler'den öğrendikleri biniciliği "araba
yarışları" biçiminde olimpiyat yarışma programına aldılar. 16.yy'da ilk
binicilik okulu İtalya'nın Napili kentinde açıldı. At ve binicilik, İslam
dünyasında özellikler Türkler arasında önemli bir yer tuttu. Osmanlı
İmparatorluğu döneminde köyden büyük şehirlere kadar hemen her kesimde binicilik
yarışmaları düzenlendi. Sultan Abdülaziz düzenlediği yarışlar sayesinde bu spor
dalına verilen önemi arttırdı. 1913'te Mahmut Şevket Paşa, Sipahiocağı'nı
kurdular. Bu ocak sayesinde özellikle ordu, biniciliğimizin en önemli kaynağı
haline geldi.
Halter sporunun geçmişi ilkel toplumlara kadar uzanmaktadır.
Söz konusu dönemlerde, erkek çocukları için yapılan "ergenlik sınavında" özel
bir taşı en çok kaldıran sınavı kazanmıştır. Halterin bir spor dalı olarak kabul
edilmesi ve ilgi görmesi ise 18.yy. sonlarına kadar dayanmaktadır. Ancak
Halterciler(Alman Eugene Sandow, Arthur Saxon ve Fransız Louis Apollon) şovmen,
haltercilik de panayır ve tiyatrolarda bir gösteri biçimi olarak kabul
edilmiştir.
Fiber ya da plastik maddelerden yapılmış olan kayaklarla kar üzerinde çeşitli
yönlere kaymaya dayanan spor dalıdır. İnsanlık tarihi kadar eski bir spor dalı
olan kayak, insanoğlunun doğa ile yapmış olduğu yaşam savaşı sonucu ortaya
çıkmıştır. Tarih öncesi çağlarda insanların kışın karda batmamak amacıyla,
ayaklarına bağlamış oldukları çeşitli şekillerdeki ağaç parçaları kayağın en
ilkel şeklini temsil etmektedir.
Küçük bir topun raketle vurularak oyun alanının orasına
gerilmiş olan file üzerinden karşı sahaya atılmasıyla oynanan spor
dalıdır.Tenisin kökeni kimilerine göre antik Roma döneminde, çıplak ya da
eldivenli el ile oynanan "tringon" adı verilen oyuna dayanır. Diğer bir görüş
ise benzer bir oyunun ilk kez Meksika'da Toltec yerlileri tarafından oynandığı
ileri sürülmektedir. Mısır ve İspanya'da bulunan fresklerde ve Rönesans dönemi
İtalya'sından kalma resimlerde, "giocco del pallone" ve "juego de pelota"
isimleri altında, benzer esaslara dayanan oyunların duvarla çevrili alanlarda
oynandığı görülmektedir.
Bir masanın iki tarafındaki sporcuların ellerindeki raketler
yardımıyla küçük bir topu, masanın ortasına gerilmiş ağ üzerinden karşı tarafa
geçirmeye çalıştıkları spor dalıdır. Masa tenisi, 16. yüzyılda İngiltere'de
yemek masalarının üzerinde lastik bir topun, rakete bezeyen kasnaklar
aracılığıyla fırlatılarak oynanması sonucu tesadüfen ortaya çıktı. İlk zamanlar
"ping pong" adı verilen bu oyun, 19002 yılında kurulan Ping Pong Birliği'nin,
1921-22 yılları arasında tekrar oluşturulması ile birlikte "Masa Tenisi" olarak
anılmaya başlandı.
Bu sporun kökeninin Anadolu'ya dayandığı ve MÖ 5000 yıllarında oynandığı
biliniyor. İlk çıktığı yıllarda cilalanmış kaya parçalarıyla oynanan oyun,
günümüzde tamamen yuvarlak ve sentetik malzemelerden yapılmış toplarla
oynanıyor. Bugünkü şekliyle ilk kez Romalılar tarafından oynanmış ve "bocce"
adını da Romalılardan almış. En eski spor dallarından birisi olarak kabul
ediliyor. Türkiye bocce ile 1991 yılında tanışmış, 2005 yılında "Bocce, Bowling
ve Dart Federasyonu"nun kurulmasıyla bilinen spor kimliğine kavuşmuş. Oyundaki
amaç, attığınız/yuvarladığınız toplarınızın hedef topa yakın olmasını sağlamak.
Rakip toplarından hedef topa daha yakın olarak atılan her top için bir puan
alınıyor, 15 puan alan oyuncu oyunu (maçı) kazanıyor. Eğer rakibin topu hedef
topa daha yakınsa ve sizin yuvarlamanız olanaksızsa hedef topu ya da rakip topu
vurmak için de atış yapılabilmekte.
AĞIRLIK
KALDIRMA Ağırlık kaldırma dünyanın en hızlı gelişen
Paralimpik spor dalıdır. İlk kez 1964'te yapılan 2.
Paralimpik Oyunlar'da programa alınan ağırlık kaldırma
yarışmalarına, yalnızca omurgası zedelenmiş sporcular
katılabiliyordu.Zaman içinde öteki engelli gruplarının da
katılımının ve engelsiz sporculara uygulanan kuralların
geçerli olmasının sağlanmasıyla, bu dalda önemli
değişiklikler ve gelişmeler oldu. 1992 Barselona
Paralimpik Oyunları'nda, ağırlık kaldırma yarışmalarında 25
ülkenin sporcuları yarıştılar. 1996 Atlanta Oyunları'na
gelindiğinde bu sayı iki katından fazla artmıştı; 58 ülkenin
sporcularının yarıştığı '96 Paralimpik Oyunları'nda bu dalda
yarışmak üzere 68 ülke kayıt olmuş, ancak bütçe yetersizliği
nedeniyle 10 ülke yarışamamıştı. 1996'dan beri bu sayı beş
kıtadan toplam 109 ülkenin üyeliğiyle devamlı bir artış
göstermektedir. Uluslararası Paralimpik Komitesi'ne bağlı
(IPC) 'IPC Powerlifting Comittee', 10 ağırlık sınıfında,
değişik engelli kategorilerinden bayan ve erkek sporcuların
karşılaşmalara katılımını sağlamaktadır. Ağırlık kaldırma
yarışmalarını yöneten, 'IPC Powerlifting Comittee' 1989
yılında kuruldu. Bu komite bir başkan, bir doktor, üç üye ve
bir sporcu temsilcisinden oluşmaktadır ve tüm Paralimpik
Oyunlar'da olduğu gibi sorumlular, gönüllü kişilerdir.
Komitenin başkanı, Uluslararası Federasyon'un bağlantı
kurduğu asıl sorumlu olarak bu sporu her türlü toplantıda
temsil eder ve bu alanda düzenlenen Dünya Şampiyonaları,
Paralimpik Oyunlar ve Bölge Yarışmaları'nı düzenleyen
komitelere gerekli desteği verir. Paralimpik Oyunların,
dünya, bölge ve kıta yarışmaları sonuçlarının ve dünya ve
kıta rekorlarının bütün sporcular ve teknik adamlar
tarafından izlenebilmesi için bir 'dünya sıralaması sistemi'
geliştirilmiştir. 2000 Sydney Olimpiyatları'nda, ilk kez
bayanlar da ağırlık kaldırma yarışmalarına katılmışlardır.
ATICILIK
Atıcılık yarışmaları havalı ve 22 kalibrelik silahlar
dalında yapılır. Yarışmaların kurallarıUluslararası
Engelliler Atıcılık Komitesi tarafından belirlenir ve
kurallar herhangi bir engeli olmayanlar ile engelli
sporcular arasındaki farkları dikkate alır. Atıcılık
yarışmalarında, değişik engelli sınıflarına dahil, ancak
aynı yetilere sahip sporcuların birlikte, bireysel ya da
takım halinde yarışmalarını sağlayacak fonksiyonel bir
sınıflandırma sistemi kullanılır.
ATLETİZM
Atletizm 1960'tan beri Paralimpik Oyunlar'ın kapsamındadır.
Atletizm yarışmaları tüm engelli kategorilerindeki
sporculara açıktır. Bazı sporcular tekerlekli sandalyeyle,
bazıları protezle, görme engelliler de görme yetisi olan
eşlikçileriyle beraber yarışırlar. Yarışmalar koşma, atma,
atlama, pentatlon ve maraton dallarında yapılır. Sporcular
işlevsel sınıflandırmalarına göre yarışırlar ve mümkün olan
en fazla sayıda sporcunun katılımını sağlamak amacıyla bu
yarışma tanımları sürekli yenilenir.
BİNİCİLİK
Paralimpik binicilik yarışları beyin felci (cerebral palsy)
kategorisine ve fiziksel, görme ve zihinsel engelli
sınıflarına giren tüm sporculara açıktır. Dresaj
yarışmalarında bireysel olarak yarışan binicilerin, yürüyüş
ve yön değişiklikleri içeren bir seri tamamlamaları
zorunludur. Paralimpik Oyunlar'da tüm biniciler işlevsel
profillerine göre gruplanır ve atlarını kontrol etme ve
yönlendirme yeteneğine göre değerlendirmeye tabi tutulurlar.
BİSİKLET
Bisiklet yarışları engelli sporcular için görece yeni bir
spor dalıdır. 1980'lerin başında ilk kez görme engelliler
bisiklet dalında yarışmaya başladılar. Beyin felci (cerebral
palsy) ve ampute kategorileri ise 1984 Uluslararası Engelli
Oyunları'nda yarışmalarına katıldı. 1992 Paralimpik
Oyunları'na kadar ayrı yarışan bu üç engelli grubu, 1992'de
hem pist, hem de yol yarışlarında olağanüstü başarı
gösterdiler.
Bisiklet yarışları tekler ve takım (bir
ülkeyi temsilen üç kişi) yarışları olarak yapılır. Beyin
felci kategorisinde standart yarış bisikletleri ve bazı
sınıflarda üç tekerlekli bisiklet kullanılır. Görme engelli
sporcular, görme yetisine sahip bir takım arkadaşlarıyla iki
kişilik bisikletlerde yol ve zaman (time trial) yarışlarına
katılırlar. Ampute ve kalıcı hareket bozuklukları olan
sporcular ise ihtiyaçlarına göre yapılmış, özel
bisikletlerle bireysel yol yarışlarına katılırlar.
BOCCIA
İlk kez 1992 Barcelona Oyunları'nda programa alınmışsa da
kökleri çok eskilere dayanan bir spordur. Beyin felci (cerebral
palsy) kategorisindeki sporcular arasında çok sık oynanır.
Boccia yarışmacının kas kontrolünü ve dikkatini ölçer.
Karşılaşmalarda oyuncuların konsantrasyonu ve dikkati hemen
göze çarpar.Boccia'da amaç deriden yapılmış topları atarak,
vurarak ya da yardımcı bir alet kullanarak ilerletmek ve
hedef olarak koyulan küçük beyaz topa olabildiğince
yaklaştırmaktır.Sporcular tek ya da takım halinde
yarışırlar. Yarışma zemini düz ve pürüzsüzdür.
ESKRİM
Seyirci gözüyle bakıldığında, Paralimpik Oyunlar'daki eskrim
yarışmalarının en dikkat çekici özelliği tüm sporcuların
yere sabitlenmiş tekerlekli sandalyelerle yarışmasıdır.
Bununla birlikte bu tekerlekli sandalyeler eskrimcilere
hareket özgürlüğü sağlar ve sporcular geleneksel eskrim
yarışlarındaki kadar hızlı hareket edebilirler.
Tekerlekli sandalyedeki sporcular için eskrim ilk olarak Sir
Ludwig Guttmann tarafından, 1953'te tanıtılmış ve 1960'ta
Roma Paralimpik Oyunları'nın programına alınmıştır. Yarışma
kuralları o zamandan bu yana, tekerlekli sandalyeyi yere
sabitleme tekniklerindeki gelişmeler doğrultusunda kademeli
olarak değiştirilmektedir.
Tekerlekli sandalye
kullanan, ampute olan ya da beyin felci (cerebral palsy)
engellisi olan bayan ve erkek eskrimciler yıllardan beri
uluslararası yarışmalarda çok önemli başarılar elde
etmektedirler. Tekler ve takım halindeyapılan karşılaşmalar
flöre, epe (erkek ve bayan) ve kılıç (erkek) dallarını
kapsar.
FUTBOL
Futbolun uluslararası popülaritesi, bu sporun Paralimpik
Oyunlar'da da oynanması ve yaygınlaşması sonucunu
getirmiştir. Yalnızca beyin felci (cerebral palsy) engellisi
olan erkek sporcuların katıldığı futbol karşılaşmalarında,
bazı küçük değişikliklerle FIFA kuralları uygulanır. Bu
değişiklikler oyunun heyecanını arttırmak ve oyunu,
sporcuların engellerini dikkate alarak düzenlemek amacına
yöneliktir. Ofsayt kuralının olmaması, sahanın ve kalenin
daha küçük olması, taç atışlarının tek kolla da
yapılabilmesi değişikliklere verilebilecek örnekler
arasındadır. Bir takım en az 11 oyuncudan oluşur.
GOALBALL
Goalball takımlarla oynanan bir top oyunudur. Yalnızca görme
engelli bayan ve erkek sporcular tarafından oynanır. Her
takımın sahada üç oyuncusu vardır ve amaç topu karşı tarafın
kalesine atmaktır. Maçlar toplam 14 dk sürer ve 2 eşit
yarıdan oluşur.Goalball'u görme engeli olmayan sporcularca
oynanan diğer toplu, takım oyunlarından üç özellik ayırır.
Birinci olarak, içindeki ziller nedeniyle hareket
halindeyken çıngırak gibi ses veren bir topla oynanır ve
böylece topun pozisyonu ve yeri dinleme yoluyla
belirlenebilir. İkinci olarak kabartma işaretleri olan bir
sahada oynanır; bu kabartma işaretlere ayakları ya da
elleriyle dokunan oyuncu, sahadaki yerini ve yüzünü döndüğü
yönü anlayabilir. Üçüncü olarak ta, tüm oyuncular gözlerine
siyah maskeler takarlar ve böylece tümünün eşit koşullara
sahip olması sağlanarak, hiç görmeyen ya da çok az
görenlerin dezavantajları ortadan kaldırılır. Topun içindeki
zillerin oyuncuları yönlendirmesine, sporcuların iyi
konsantre olabilmelerine ve topa anında tepki
verebilmelerine olanak vermek için, oyun sırasında salon
bütünüyle sessiz olmalıdır. Kazanılan her sayıdan sonra
yükselen tezahüratları izleyen sessizlik tekrar oyuna
dönüldüğünün işaretidir.
JUDO
Paralimpik Oyunlar'daki judo karşılaşmalarının öteki judo
karşılaşmalarından tek farkı, minderin yarışma alanını ve
bölgeleri gösteren bir dokuya sahip olmasıdır. Görme engelli
erkek sporcuların katılabildiği karşılaşmalar Uluslararası
Judo Federasyonu'nun koyduğu kurallara göre yapılır. Judo
Paralimpik Oyunlar'ın programına 1988 Seoul Oyunları'nda
alınmıştır. Dört yıl sonra Barselona'da yapılan 1992
Paralimpik Oyunları'na, judo dalında, 16 delegasyonu
temsilen 53 sporcu katılmıştır.
MASA
TENİSİ Paralimpik Oyunlar'da masa tenisi
karşılaşmaları iki şekilde yapılır: ayakta ve tekerlekli
sandalyeyle. Program kapsamında tekler, takım, açık erkekler
ve bayanlar karşılaşmaları bulunur. Sporcunun engeline göre
on sınıf belirlenir ve sporcular bu on sınıftan biri
kapsamında yarışırlar. Paralimpik Masa Tenisi
karşılaşmaları, tekerlekli sandalyeyle yarışan sporcular
için yapılan ufak tefek değişiklikler dışında, esas olarak
Uluslararası Masa Tenisi Federasyonu'nun belirlediği
kurallara göre yapılır.
Masa tenisi dalında,
Paralimpik Oyunlar'a ek olarak, dört yılda bir Dünya
Şampiyonası düzenlenmektedir. Sporcular ayrıca Avrupa
Oyunları, Pan Amerikan Oyunları, Pan Afrikan Oyunları, Uzak
Doğu Oyunları gibi önemli bölge şampiyonalarında da
yarışırlar. Bütün bu yönleriyle engelliler masa tenisi,
gerçek anlamda uluslararası bir spordur ve 50 ülkede
oynanmaktadır.
OKÇULUK
Engelli sporcular 50 yıldan fazla bir süredir okçuluk
yarışmalarına başarıyla katılmaktadırlar. 1948'de
İngiltere'de düzenlenen Stoke Mandeville Oyunları'ndan beri
'Bayanlar' ve 'Erkekler' kategorilerinde ayakta ve
tekerlekli sandalyede yarışan okçular gücün ve keskin
nişancılığın en güzel örneklerini vermektedirler. Paralimpik
Oyunlar programı tekler, çiftler ve takım yarışmalarını
içerir. Yarışma ve değerlendirme usulleri Olimpiyat
Oyunları'ndakinin aynıdır.
VOLEYBOL
Paralimpik Oyunlar'daki voleybol karşılaşmaları 'ayakta
voleybol' ve 'oturarak voleybol' olmak üzere ikiye ayrılır.
Böylelikle karşılaşmalara bütün engelli kategorileri
katılabilir. Üst düzeyde ekip çalışması, beceri, strateji ve
yoğunluk, her iki oyun türünde de hakim olan unsurlardır.
Geleneksel voleybol ve 'oturarak voleybol' arasındaki tek
fark, oturarak oynanan voleybolda file boyunun daha alçak ve
sahanın daha küçük olmasıdır. Bu durum, oyunun hızını
arttırır.
TEKERLEKLİ
SANDALYE BASKETBOL Çok yüksek bir fizik kondisyon ve
teknik beceriyle birlikte süratli bir biçimde yer
değiştirmeyi gerektiren tekerlekli sandalye basketbol
karşılaşmaları, Paralimpik sporlar arasında çok önemli bir
yere sahiptir. Tekerlekli sandalye basketbol karşılaşmaları,
Uluslararası Tekerlekli Sandalye Basketbol Federasyonu
(IWBF) tarafından belirlenen kurallar ve sınıflandırmalar
çerçevesinde yapılır. Bu düzenlemeler, ayakta oynanan
basketboldakine eş saha büyüklüğü ve pota yüksekliği gibi
konuları da içerir.
Tekerlekli sandalye basketbol
karşılaşmaları ayakta oynanan basketbol karşılaşmalarıyla
önemli ortak özelliklere sahip olmakla beraber, kendine has,
benzersiz stiliyle farklı ve ayrı bir yere sahiptir.
Yardımlaşma esasına dayalı alan savunması ve adam adama
savunma çok sık kullanılır.
Sporcuların tekerlekli
sandalyedeki hareketlerini ayarlamak için geliştirilen
farklı bir top saydırma kuralı ve yüksek bir yoğunluğu olan
bu spor, kendi atak sistemini yaratmıştır. Sahadaki hareketi
arttırmak için, bir takım genellikle üç defans oyuncusu ve
iki pivottan oluşur. Topu alıp yuvarlama en etkili hücum
taktiğidir.
TEKERLEKLİ
SANDALYE RUGBY Tekerlekli sandalye rugby
karşılaşmalarına kol ve bacak felci (paraplegia ya da
tetraplegia) engellisi olan erkek ve bayan sporcular
katılır. 1972'de Kanada'da doğan bu spor, oldukça yeni bir
dal olmakla beraber, büyük bir hızla yaygınlaşmaktadır.
Tekerlekli sandalye rugby; basketbol, futbol ve buz
hokeyinin bir karışımıdır ve basketbol sahasında oynanır.
Takımlar dört asıl ve sayıları sekize kadar çıkabilen yedek
oyunculardan oluşur. Sporcular yeterliliklerine göre
sınıflandırılır ve bu sınıflandırma sonucunda 0.5 ile 3.5
arasında değişen puanlar alırlar. Sahadaki dört oyuncunun
toplam puanları 8.0'i geçemez. Oyunda bir voleybol topu
kullanılır: her 10 sn'de bir sektirilmesi gereken bu top
taşınabilir, saydırılabilir ya da vurma dışındaki her yolla,
diğer oyuncuya geçirilebilir. Sporcular topu karşı tarafın
kale çizgisinden ileri taşımak suretiyle sayı yapmaya
çalışırlar. Tekerlekli sandalye rugby karşılaşmaları 8'er
dakikalık 4 bölümden oluşur.
TEKERLEKLİ
SANDALYE TENİS Tekerlekli sandalye tenis
karşılaşmaları Paralimpik Oyunlar programına 1992'de alındı.
İlk olarak 1970'lerde Amerika'da yapılmaya başlanan bu spor,
günümüzde yaygınlaşmasını sürdürmektedir. Karşılaşmalarda
geleneksel tenis kuralları uygulanır ve tenisin ana
unsurları olan beceri, kondisyon ve strateji, burada da
esastır. Tek fark topun yerde 2 kere sektirilmesine izin
verilmesidir. Karşılaşmalara ancak, tıbbi olarak tespit
edilmiş, hareketle ilgili bir engeli olan sporcular
katılabilir. Paralimpik Oyunlar programında tekerlekli
sandalye tenis karşılaşmaları, tekler ve çiftler
sınıflarında yapılmaktadır.
Sporcular Paralimpik
Oyunlar'a ek olarak, dünya üzerindeki pek çok başka
karşılaşmaya ve turnuvaya katılmaktadır. Uluslararası Tenis
Federasyonu (ITF) her yılın sonunda, tekerlekli sandalye
tenis sıralamalarını ve milli sıralamaları belirler.
YELKEN 1996 Atlanta Paralimpik Oyunları'nda gösteri sporu olan
yelken, 2000 Sydney Paralimpik Oyunları'nda madalyalı bir
spor olarak kabul edilmiştir. Tüm engelli kategorilerinden
sporcuların katılabildiği yelken yarışlarının sınıflandırma
sistemi beş faktöre göre belirlenmektedir: dayanıklılık, el
fonksiyonu, manevra kabiliyeti, görme ve duyma.
Paralimpik Oyunlar'da kullanılan yatlar mavnalıdır; bu tür
bir tasarım yatın dengesini arttırır. Bunun yanı sıra
mavnalı yatların açık kokpitleri de yelkencilere daha fazla
yer sağlar. Yelkenciler filo formatında yarışırlar, yani
bütün yatlar aynı anda yarışır. Puanlar yatların yarışı
bitirme durumlarına göre hesaplanır.
Uluslararası
Yelkencilik Federasyonu, Uluslararası Engelli Yatçılar
Federasyonu'nu 1991'de üye olarak tanımış ve ardından ilk
resmi Dünya Engelliler Şampiyonası düzenlenmiştir.
Uluslararası Engelli Yatçılar Federasyonu (IFDS) bu alandaki
resmi sorumlu ve yetkili federasyondur.
YÜZME
Eski zamanlardan günümüze kadar yüzme, engelliler için
önemli bir fizyoterapi ve rehabilitasyon yöntemi olmuştur.
Spor olarak ise bugün artık yüzme yarışları, Paralimpik
Oyunlar kapsamındaki en popüler ve geniş katılımlı spor
karşılaşmaları arasındadır. Yüzme yarışlarına bütün engelli
kategorilerindeki sporcular katılabilirler ve yarışırken
hiçbir protez ya da herhangi bir yardımcı alet
kullanamazlar.